İMKÂNSIZ YOK; KAYBETME VAR!

Kimisi bakar ama göremez, kimi görür ama bakamaz; aslında her ikisi de hissetmekle alakalı bir olgudan ibaret… Hayat pencereleri kimi için dar gözükse de, kimi için de tarifi mümkün olmayacak nitelikte o kadar geniş…
At gözlüğüyle bakmak da, geniş bakabilmek de aslında yaşadığın anın ve hissettiklerinin o anki karşılığını hissettiriverir sana… Bazen kocamandır, karşında oturur ama göremezsin, bazen de o kadar uzaktır ki tek zerresi bile büyük bir duvar olup, gelip karşında durur…

Hayatta öyle değil mi ki? 
Bazen yaşadıklarımız bize kendimizi iyi hissettirse de bazen de dünyanın en büyük derdine sahip olan biri olarak görürüz kendimizi, koca boy aynasında… Aslında tüm bunlar, nasıl baktığımızla, hissettiğimizi o an yaşayabilmekten ibaret kılıyor.

Bazen oturup, düşünür durur, çok uzaklara dalar, gideriz; Aslında hayatın ne kadar kıyısında durduğumuzu hissetmeyiz bile… Sanırız ki, bu hayat ebedi ve bizler de ebedi hayatın yenilmez kahramanlarıyız…
Hayatı bir kavram olarak düşündüğümüzde; Evet, hayatın bir sonu yok. Hayat, gerek dünya gerekse ahiret hayatı olarak süregeleceğinden, bir noktalanmışlığı da olmayacak.

Kimi zaman hayatı tüm nimetleriyle bilinçli olarak yaşadığımızda, aslında oluşturduğumuz dünyanın ne kadar lezzetli bir gezegen olduğunu görüveririz. Kimi zaman da umutsuzluk ve uçurum kenarında yaşamımızın ıstırap sahneleriyle baş başa kalır, yeni dünyalar kurarız kendimize…

‘Hangi dünyada’ yaşıyorsak yaşayalım, bilinmelidir ki oluşturduğumuz dünyalar gücünü büyük ışıktan almakta… İsterseniz bunu bir güneş, isterseniz de bir yaratıcı olarak görebilirsiniz.
En karanlık yerde bile size yaklaşan o hayat ışığını içinizde hissedebilirsiniz. Evet, bazen o ışığa ulaşmak çok zordur; ‘mümkün değil, olamaz’ deseniz de bir gün karşınıza, sizi derin tutsaklıktan kurtaracak biri çıkar ve o ışığı bulmanıza yardımcı olur. Karanlıkmış gibi gözüken ama aslında aydınlık o dünyayı keşfedersiniz sonunda…

Hissetmek ne güzel değil mi?

***

İşte tüm bu anlattıklarımı, geçenlerde vizyona giren ‘Benim Dünyam’ adlı sinema filmini izlediğimde hissettim. Gözleri görmeyen ve kulağı duymayan bir genç kızın, karanlıktan kurtarılışı ve hayata tutunuşunu anlatan film; umutsuzluk, yenilmişlik ve vazgeçmişlik duygularının nasıl ve hangi yönde değiştiğini, en güzel haliyle anlatıyor.
Herkes, ‘çok ağlayacaksın’ dese de filmin birçok yerinde ağlamadım. Duygulanmadığımı sanmayın hemen… Filmin birçok yeri duygulu ve hayata dair güzel mesajlar veriyor. Her insanın; hayatını birçok zorluğa rağmen, inancı ve sabrıyla aydınlatabileceğini bir kez daha görebildim; İyi ki de izlemeye gitmişim…
Filmde Uğur Yücel’in ağzından dökülen, ‘Ben O’na imkânsızı öğretmedim ki…’ sözü, her insanın hayata nasıl bakması gerektiğini en güzel haliyle anlatıyor.

Evet, hayatta imkânsız hiçbir şey yok! 
Filmin son sahnesindeki diploma töreninde, imkânsız denilerek hayattan koparılmaya çalışılan ve tüm zorluklara rağmen yılmadan savaşarak, hayat ışığını keşfeden genç kızın, hayata dair dersi ve mesajları beni çok etkiledi. Sonunda duygularıma hâkim olamayıp, gözyaşlarım sel olup, akıp gitti.
Usta sanatçı Uğur Yücel’in filme kattığı derin anlam, bana hayatın bütün kırışıklığını her haliyle saniye saniye anlattı. Genç kızın hocasına olan bağlılığı ise alkışa değerdi. Ne olursa olsun cübbeli ve elinde diplomalı halini hocasının görmesini istedi; Çünkü başarma duygusunu hiçbir zaman yitirmemişti; Son ana kadar da bunu da ispatladı.

Güzel bir söz var; Der ki, “Bugün güzel bir bahar günü, güneş parıldıyor, gökyüzü masmavi ama ben amayım.” Ne güzel hayata bakış değil mi? Yüreğimizle tüm güzellikleri görecek güzel yarınlara ulaşmayı rabbimiz hepimize nasip etsin.

Evet; bizler de yaşıyor ve yaşlanıyoruz. Yaşlandığımız her saniyemizde, yüreğimize vuran o ışığı kaybetmeyelim; Bulamamış isek bulmak için çaba sarf edelim veya elimizden tutan o sıcak eli, ne olursa olsun bırakmayalım. Ne de olsa o eli bırakmak, pes etmek demektir.
Pes etmiş insanın hayalleri, umutları ve yarınları da karanlığa saplanmış demektir.
Yarınlarımızın aydınlığı için, ışığımızı kaybetmemek dileğiyle…

Yenigün Gazetesi

This entry was posted in YAZILAR.
Close
Hamit ETEEVRANS sosyal medyada!
Twitter'da veya Facebook'tan takip edebilirsiniz.