BAŞLIĞI SİZ ATIN!

Bir aydır sessizdim, konuşmak istemiyordum. Nedenini biliyordum ama aslında bilmek istemiyordum. Türkiye, dünya gündemi, altın, borsa, aklınıza gelen ne varsa, hiçbirini duymak istemiyordum, yazmak da… Bakın, yine yazmak istemiyorum ve bu yazımda da ‘Gün-Dem’ yazmayacağım. ‘İçimden dökülen birkaç mısra belki hepimize iyi gelir’ diye düşünüyorum.

İnsan bazen oturup, ‘niye şöyle’, ‘niye böyle’ diye hayattan hesap sormaya kalkar ya, işte böyle bir ikilem içindeydim. Neyse ki çok uzun sürmedi, sıyrıldım ‘nefis’ denen tuzaktan…

Bazen düşünüyorum da; bu kadar sıkıntı yaşıyoruz, bu kadar zorluk çekiyoruz, zaman zaman hiç ummadığımız darbeler alıyoruz, üzülüyoruz, ağlıyoruz, sızlıyoruz… Eee peki ya sonra ne oluyor? Çok klasik bir cümle, ‘Hayat devam ediyor’

Öyle de yapıyor zaten hayat; devam ediyor… Devam etmek zorunda olduğu için arkasına bile bakmadan koşup gidiyor. Bizleri ise peşinde sürüklüyor. Her sürükleme insana hayata nasıl bakması gerektiğini öğretiyor. Gerçek dost gibi gözüken ama aslında yanından bile geçmeyen insanların iç yüzünü gösteriyor. İnsanoğlunun ne kadar alçalabileceğini ispatlıyor.

Yani kısaca hayat, her geçen dakikada insanı biraz daha olgunlaştırıyor. Bazen bir dakika öyle önemli oluyor ki, ‘hiç bitmesin, devam etsin, hayaller âleminde dalıp, kaybolayım’ diyorsun. Bazen ise hiç yaşamak istemiyorsun. Tek seçenek var; yaşa ve gör!

Nihayetinde hayatta hiç beklemediğiniz anlarda, istemediğiniz fotoğraflarla yüzleşebiliyoruz. Bir anda kendinizi sınanma makinesi içinde görmeye başlıyoruz. Bir de zaman zaman yapmak zorunda olduklarınız gelip karşımıza dikiliyor ve ‘yap bunu’ diyebiliyor. Oysaki öyle olmak istemiyorsunuz ama yapmak zorunda kalıyorsunuz…

Geçenlerde Oyun Bozan Ralph sinema filmine gitmiştim. Çocukluğumda atari oyunu varmış ama inanın bu oyunu oynayıp, oynamadığımı hatırlamıyorum bile… Oyun makinesinde bina yıkan koca adam Ralph, belli bir süre sonra bina yıkmak istemiyor ve iyilik yapmaya karar veriyor. Her defasında iyilik yapmak istese de şartlar onu hep kötü olmaya itiyor ama öyle anlara şahit oluyor ki, filmin sonunda kötülüğü sırf iyiliği görmek umuduyla yapmaya başlıyor.

Sürekli kötü görmeye, gösterilmeye alışık olduğumuz insanlara bir de yakından baksanız, aslında içlerinde nice iyilikler yattığını görebilirsiniz.

O zaman bir iyilik yapmaya ne dersiniz?

Bırakın, insanlar sizi görmek istediği gibi görsün ama siz her zaman içinizdeki o iyiliği gizlemeyin.

İçinizdeki insanlığın hiç ölmemesi dileğiyle…

Yenigün Gazetesi

Close
Hamit ETEEVRANS sosyal medyada!
Twitter'da veya Facebook'tan takip edebilirsiniz.