HERKES MUTLULUĞUNA KOŞSUN…

‘Mutluluk’ kelimesi günümüz toplumunda iyicene manasını yitirmeye başladı. İnsanoğlundan uzaklaştırılan ve koparılmaya çalışılan mutluluk kavramı, toplumdaki düzensizlikler, aile içi geçimsizlik, eğitim alanındaki dengesizlikler, internette geçirilen boş zamanlar ve kadınların televizyon karşısında uyuşturulduğu gelin-kaynana programlarıyla adeta bir bataklığa dönüştürülmeye çalışılıyor. Kadınlarımız ve çocuklarımız televizyon ekranlarında boş ve seviyesiz programlarla uyuşturulurken, kendi iç dünyalarının karanlığına gömülmeye mahkûm ediliyorlar.

‘Mutluluğu parayla satın alabilirim’ düşüncesini güdenler, kendilerini akıllı zannetseler de kısa bir süre sonra kendilerini çaresizlik çukurunda bulabiliyorlar.

Çoğumuz, elimizdekilerin kıymetini ancak kaybettiğimizde anlayabiliyoruz. Birçok önemli şahsiyet ancak öldükten sonra değeri anlaşılabiliyor. Peki, ama mutluluğu hayatımızda neden erteliyoruz ki? Mutluluk, neden o an yaşanmıyor veya 

yaşatılamıyor?

Hayatın değerini bilmeyenler, har vurup harman savuranlar, hayatı basite alanlar, saygı ve sevgiyi tam anlamıyla benimseyememiş kişiler, mutsuz insanlar topluluğundan başka birileri olamazlar. Girdikleri kabuğu kıramazlar mı, elbette kırabilirler ama önce bakış açılarını değiştirmeleri gerekmekte.

Mutlu olmak o kadar da zor değil. Bir düşünün; güneşin yaydığı ışıltıları görebilmek, bir çiçeğe bakarken aldığımız haz ya da huzurla içtiğimiz bir bardak su; işte bütün bunlar parayla satın alınamayacak kadar çok değerli. İnsanoğlunun hep uzaklarda aradığı mutluluğu yakalamak, aslında hiç de zor değil. ‘Ben mutlu bir insanım’ diyebiliyorsanız, aynanın karşısına geçtiğinizde kendinizi seviyorsanız, güzel bir söz kalbinizi okşuyor ya da hayatın verdikleriyle yetiniyorsanız, işte o zaman mutlu insan sizsiniz.

Açlıkla mücadele edenleri, yaşaması için ölünceye kadar bir makineye bağlı kalanları ve bizden daha kötü durumlarda olanları bir düşünelim. O insanlar kendi istekleriyle o halde değiller. ‘Hayatın sillesini yemişler’ diye tabir edilen bu insanlar, hayatı bizden çok daha iyi benimsiyor, yüzlerindeki gülümseme neredeyse hiç eksilmiyor ve hayata meydan okuyorlar. Hayatlarının geri kalan kısımlarını mutlu bir şekilde yaşamaya çalışıyorlar. ‘Çalışıyorlar’ diyorum çünkü bizler mutlu olmak için hiçbir şey yapamıyoruz. Adeta kendimizi bir kabuğa sokarak yalnızlığa itiyoruz.

Yaptığımız tek hata, her zaman kendimizden üstün makam, mevki sahiplerine bakmamız ve hayatımızı zorlaştırmamızdır. Oysaki makam ve mevki açısından kendimizden daha aşağı seviyede olan insanları görebilmemiz ve kendimizi motive etmemiz gerek.

Hayatın bir terazi ve insanların da ağırlık olduğunu düşünürsek, her iki kesimin de dengede durması gerektiğini ve bunların hayatın gerçekleri olduğunu anlayabiliriz. Kimse kimseyle kıyaslanmamalı, herkes kendisine sunulan hayatı severek yaşamalı ve halinden mutluluklar türetmelidir.

Mutlu olmak için yürümeyelim; KOŞALIM. O zaman haydi HERKES MUTLULUĞUNA KOŞSUN.

Yenigün Gazetesi

This entry was posted in YAZILAR.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close
Hamit ETEEVRANS sosyal medyada!
Twitter'da veya Facebook'tan takip edebilirsiniz.